16 Mayıs 2012 Çarşamba

ZİNA SEBEBİYLE BOŞANMA DAVALARI

ZİNA SEBEBİYLE BOŞANMA DAVALARI

I. GİRİŞ:

Ülkemizdeki boşanma davalarının konularının başında zina gelmektedir. Ancak zina sebebiyle boşanma davası açılması ve bu davada zina eyleminin ispatı dışarıdan görüldüğü kadar kolay olmamaktadır. Bu makalemizde zina nedenine dayalı boşanma davalarını anlatacağız.

II. HUKUKİ ŞARTLARI:

TMK m. 161 eşlerden birinin zina yapmasını mutlak boşanma nedeni olarak kabul etmiştir. Zinaya dayalı boşanma davası hak düşürücü süreye bağlıdır. TMK m. 161/II’ye göre “Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.” Bu maddede belirtilen altı ay ve beş yıllık süreler hak düşürücü sürelerdir. Zamanaşımı gibi kesilmesi ya da durması söz konusu değildir. Altı aylık sürenin üst sınırını beş yıllık süre belirler. Zina eyleminin üzerinden beş yıllık süre geçtikten sonra zina eylemi öğrenilse de altı aylık süreye dayanılarak boşanma davası açılamaz.

Zinaya dayalı boşanma davası açacak olan eşin zina eyleminden ötürü eşini affetmemiş olması gerekir. Çünkü TMK m. 161/III’e göre “Affeden tarafın dava hakkı yoktur.” Eşini affeden diğer eş daha sonra başka bir zina eyleminin gerçekleşmesi üzerine ikinci zina eylemi için zinaya dayalı boşanma davası açma hakkına sahiptir. Yukarıda açıkladığımız hak düşürücü süreler ve af beyanı her bir zina eylemi için ayrı ayrı değerlendirilir.

III. AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR  KANUN’A GÖRE GÖREVLİ MAHKEME:

4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un “Aile Mahkemelerinin görevleri” başlıklı 4. maddesine göre Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler:

1. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 03.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler,

2. 20.5.1982 tarihli ve 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi,

3. Kanunlarla verilen diğer görevler.  

Buna göre aile mahkemeleri TMK m. 118 ve m. 395 arasındaki konulardan doğan dava ve işlere bakmaya görevlidir. Zinaya dayalı boşanma davaları TMK m. 161 hükmüne göre görülmekte olduğundan görevli mahkeme aile mahkemeleridir.

4787 sayılı kanun m. 2’ye göre “Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu Kanun kapsamına giren dava ve işlere, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesince bakılır.”

IV. TÜRK MEDENİ KANUNU’NA GÖRE YETKİLİ MAHKEME:

TMK m. 168’e göre “Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.” Eşler boşanmadan önce yerleşim yerlerini ayırmışlarsa her birinin yerleşim yeri mahkemesi davaya bakmaya yetkilidir. Ancak yerleşim yerinin ayrılması fiilen ayrı yerde oturmayı değil ikametgâh adresinin bağlı bulunduğu muhtarlıktan başka yer muhtarlığına nakledilmesidir. Yani devletin resmi adres sisteminde yerleşim yerinin değiştirilmesidir. İkametgâh adresinin kayıtlı olmadığı yerde dava açılabilmesi mümkün değildir. Ancak uygulamada yerleşim yerinin başka muhtarlığa alınmasını yeterli görmeyip tanık dinleyen mahkemeler de bulunmakta. Yerleşim yerini değiştirmiş olmakla beraber adresini yeni yerleşim yerinin muhtarlığına geçerli bir sebeple aldıramamış olanlar içinde tanık dinleyerek yetkili olup olmadığına karar veren mahkemeler bulunmaktadır. Bu uygulama farklılıklarının giderilmesi gerekir.

V. AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR  KANUN’A GÖRE YARGILAMA YÖNTEMİ:

Boşanma davalarında üç ayrı kanundaki yargılama yöntemi uygulanır. Bunlardan en özel hükümlü olanı 4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un “Usul hükümleri” başlıklı 7. maddesidir. Bu maddeye göre Aile mahkemeleri, öncelikle eşlerin ve çocukların karşı karşıya oldukları sorunları tespit ederek bunların sulh yoluyla çözümünü sağlamaya çalışır. Sulh yöntemini uygularken gerektiğinde uzmanlardan da yararlanır. Mahkeme sulh sağlanamadığı takdirde davanın esasını karara bağlamak durumundadır.

VI. TÜRK MEDENİ KANUNU’NA GÖRE YARGILAMA YÖNTEMİ:

Boşanma davalarında ikinci özel yargılama yöntemi Türk Medeni Kanunu’nun “Boşanmada yargılama usulü” başlıklı 184. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

1. Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz.

2. Hâkim, bu olgular hakkında gerek re'sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez.

3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz.

4. Hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder.

5. Boşanma veya ayrılığın fer’i sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.

6. Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.

Bu maddeye göre hâkimin taraflara yemin teklif etmesi mümkün değildir. Tarafların ikrarda yani ileri sürülen maddi olayın doğruluğu hakkında beyanda bulunmaları da hâkimi bağlamaz. Hâkim her türlü ikrarı kendi araştırmak ve ikrarın doğru olup olmadığını tespit etmek zorundadır.

VII. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE YARGILAMA YÖNTEMİ:

Gerek 4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un “Usul hükümleri” başlıklı 7. maddesi gerekse Türk Medeni Kanunu’nun “Boşanmada yargılama usulü” başlıklı 184. maddesi bu kanunlarda hüküm olmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’ndaki hükümlerin uygulanacağını hüküm altına almıştır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kalktığı için bu hükümlerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu olarak anlaşılması gerekir. HMK m. 140/II’ye göre de hâkim tarafları önce sulha teşvik etmek zorundadır.

VIII. DAVANIN ESASI:

Zina nedenine dayanan boşanma davalarında davanın esasını eşlerden birinin zina yaptığının davacı eş tarafından ispatlanması oluşturur. Davacı taraf diğer eşin zina yaptığını ispatlamak amacıyla cep telefonu mesajları, bilgisayar iletileri, başka kişilerle çekilmiş samimiyet içeren fotoğrafları, fuhuş esnasında gözaltına alınan eşin karakol tutanaklarını delil olarak gösterebileceği gibi zina yapan eşin başkaları ile birlikte beraberliklerini görmüş kişilerin tanıklığına da dayanabilir.

Zina eyleminin ispatı yukarıda belirttiğimiz delillere rağmen oldukça zordur. Bu sebeple zina eyleminin farkında olan ancak bunu ispatlama güçlüğü çeken eşler daha çok şiddetli geçimsizlik nedenine dayalı boşanma davası açma yoluna gitmektedirler. Zina eylemine dayalı boşanma davasının hak düşürücü süreye bağlı olması ve ispatı konusunda da inandırıcı deliller gerektirmesi nedeniyle dava öncesinde yeterli araştırma yapılmadan davanın açılmaması gerekir.

Bazı durumlarda eşlerden birinin zina amacıyla evi terk ettiği görülmekte ancak zina eylemini ispatlayan deliller elde edilememektedir. Bu durumda zina nedenine dayalı dava yerine evi terk nedenine dayalı dava açmak gerekebilir. Ancak her iki davanın koşulları farklı olduğu için dava öncesinde durum ve koşullara en uygun olanı belirlenmelidir.

Zina nedenine dayalı boşanma davası ile birlikte davacı TMK m. 174’e göre “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” Bu madde de öngörülen maddi tazminat boşanma nedeniyle boşanan tarafın menfaatinin zedelendiğini maddi delillerle ispatlamak zorundadır. Manevi tazminat ise hâkimin takdirindedir.

Boşanma nedeniyle davacı yoksulluğa düşecek ise TMK m. 175’e göre süresiz olarak nafaka talep edebilir.

Zina nedenine dayalı boşanma davası açacak olan eş dava dilekçesi ile birlikte çocukların velayetini ve çocukları için iştirak nafakası da talep edebilir. Çocukların velayetini alması durumunda ise hâkim diğer eş ile çocukların şahsi ilişkisinin nasıl kurulacağına karar verir. Zina nedenine dayalı olarak boşanma davası açan eşin dava sonucunda boşanmaya hükmedilmesi ve çocukların velayetini de alması çocukları diğer eşin asla göremeyeceği anlamına gelmez. Haftanın ve yılın belli günleri ile bayramlarda diğer eşin çocukları görebilmesi için belli günleri hâkimin belirlemesi zorunludur.  

IX. YARGILAMA GİDERLERİ:

Zina nedenine dayalı boşanma davalarında yapılacak yargılama giderleri 492 sayılı Harçlar Kanunu ve buna bağlı olarak çıkartılan Genel Tebliğ (1) sayılı tarife, Adalet Bakanlığı tarafından çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi ve Adalet Bakanlığı’nın onayından geçtikten sonra her yıl yenilenen Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir.

Yukarıda belirttiğimiz hukuki düzenlemelere göre yargı masrafları 2012 yılı rakamlarına göre sırasıyla şu şekilde alınır.

Dava açılırken alınan masraf ve gider avansı miktarları aşağıdaki gibidir.

21,15 TL Aile Mahkemesi başvurma harcı, (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Eğer davacı avukat ile temsil ediliyorsa her bir vekâlet için 3,30 TL vekâlet harcı, (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri, (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı belirlenmiş ise tanık sayısınca 15,00 ile 30,00 TL arası tanık asgari ücreti ve tebligat gideri; tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri, (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Maddi tazminat talep edilmişse bilirkişi incelemesi için 200 TL bilirkişi ücreti, (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi)

Diğer iş ve işlemler için 50 TL (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Dava sonuçlandığında alınan masraf miktarları aşağıdaki gibidir.

Eğer taraflar avukat ile temsil edilmişse 1.200,00 TL maktu avukatlık ücreti avukat ile temsil edilen tarafa verilir. Maddi tazminata hükmedilmesi halinde azalan oranlarda Avukatlık ücret tarifesi uygulanır. (HMK m. 330 ve Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ücret Tarifesi)

Kararın Yargıtay’a temyiz edilmesi halinde alınacak masraf miktarları aşağıdaki gibidir.

103,50 TL temyiz harcı ve dava açılırken yatırılmış gider avansı içinden karşılanamıyorsa eğer ayrıca posta ve tebligat masrafı alınır. (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder